102- TEKÂSÜR SURESİ

TEKÂSÜR SURESİ
“Tekâsür” kelimesi, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. İlk ayette geçen bu kelimeden dolayı sure bu ismi almıştır. Cahiliye Arapları, mal, evlât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta, yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. Surede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir. Sure, "Elhâküm" ve "Makbûre" isimleriyle de bilinmektedir.
8 ayetten oluşan sure, Mekke’de inmiştir. 
Mushaftaki sıralamada 102., nüzul sırasına göre ise 16. suredir.
 
Bu surenin temel konuları şunlardır:
İnsanların, hayatın aldatıcı yönleriyle meşgul olmaları, dünya malına düşkünlükleri, 
Ahiret hayatındaki durumlar.
 
Surenin temel mesajları ise şunlardır:
- İnsanlar genellikle sayısal üstünlüğü haklı olmak, doğru yolda bulunmak konularında ikna edici bir delil gibi algılamaktadırlar. Halbuki bir çok kimsenin bir görüş etrafında toplanmasının o görüşü haklı kılmayacağı gibi, niteliksiz çokluğun bir anlam ifade etmeyeceği de bu surede anlatılmaktadır. Bu sureden anlaşıldığına göre; 
- Nicelik ve nicel çokluk bir anlam ifade etmez.
- Ölülerle övünmek günahtır. Kişi, mal ve nüfus çokluğuyla övünmeyi bırakıp, iyi amellere önem vermelidir.  
- İmana ve iyi amellere önem vermeyip de sayısal çokluklarıyla övünenler, kıyamet gününde bunun ne kadar boş olduğunu anlayacaklardır. 

 
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Câsiye, 45/5 Bir Hadis "Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz." (Tirmizî, "Cum’a", 80) الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol