48- FETİH SURESİ
FETİH SURESİ
Mekke’nin fethinden bahsettiği için “Fetih Suresi” olarak isimlendirilmiştir.
29 ayetten oluşan surenin indiği yer hakkında farklı görüşler vardır. Vahidî'nin el-Misver ibn Mahrame ve Mervân ibnu'l-Hakem'den rivayetine göre Fetih suresinin tamamı, Mekke-Medine arasında ve Hudeybiye anlaşması hakkında nazil olmuştur. Mekke’den Medine’ye dönerken inmesine rağmen, Medine’de indiği kabul edilmiştir.
Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 48., nüzul sırasına göre ise 109. suredir.
Bu surenin temel konuları şunlardır:
Fetih ve iyi amellerin günahları yok etmesi,
Göklerin ve yerin orduları,
Müslümanların peygamberin yanında yer almaları,
Hudeybiye anlaşması,
Münafıklar ve savaş dönemlerindeki tavırları,
Cihad ile ilgili bazı kurallar,
Sünnetullah,
Müslümanların Tevrat ve İncil’deki tasvirleri.
Surenin temel mesajları şunlardır:
- İslam’a göre, iyilikler kötülükleri giderir, siler. Yapılan iyilikler kötülüklere karşılık gelerek, onların silinmesine sebep olur. Bu temel felsefeye göre, bir ülkenin fethedilmesi, hem yönetici, hem ordu komutanı hem de askerler açısından büyük bir zafer olduğu kadar, günahlarının affına da sebep olmaktadır.
- Mekke’nin Müslümanlar tarafından fethedilmesi çok büyük ve önemli bir olaydır. Bu fethin başında olan peygamberimiz de yüce Allah’ın bir lütfu olarak, fethe mazhar olmuş, bu şekilde geçmişteki günahları affedildiği gibi, bir insan olarak gelecekte işlemesi muhtemel günahları da affedilmiştir.
- Müslümanlar savaşa çıktıkları zaman melekler onlara yardım ederler. Melekler Allah’ın ordusudur. Yeryüzünde onun için savaşan Müslümanlar ise Allah’ın yeryüzündeki ordusudur.
- Peygamberimiz şahit, müjdeleyici ve uyarıcıdır.
- Doğru yolda birlik olan Müslümanların en büyük yardımcısı Allah’tır. Allah, Müslümanların ittifakla gerçekleştirdikleri işleri onaylamakta, onların birlikte ürettikleri fikirlere destek vermekte, bir arada aynı hedef doğrultusunda çalışan müminlerin başarısını sağlamaktadır.
- Savaş durumu ortaya çıktığında, savaştan geri kalacak veya kaçacak insanlar daima olacaktır. Bunlar münafıklardır. Savaşa gitmeyi ölüm sayarlar; ailelerinden, çocuklarından ve maddi varlıklarından kopamazlar. Dünya hayatından vaz geçemezler. Savaşa gidip de şehit olan müslümanları, “gitmeselerdi ölmezlerdi” diyerek eleştirirler. Hâlbuki ölümden kurtuluş yoktur.
- Bedeni sakatlık veya hastalık gibi geçerli bir mazereti olan kimselerin savaşa çıkmamaları normaldir. Ancak mazeretsiz savaşa katılmayan insanların yeri cehennemdir.
- Sünnetullah denilen “Allah’ın kanunları” asla değişmez.
- Allah tarafından ve O’nun izniyle gösterilen rüyalar haktır.
- Müslümanlar kendi aralarında son derece anlayışlı ve kibar, kafirlere karşı ise onurlu ve vakarlıdırlar. İnanç ve ibadetlerinin eseri yüzlerinden okunmaktadır. İnananların Tevrat’taki vasıfları bu şekildedir. İncil’de de inananlar ekine benzetilmişlerdir.