41- FUSSİLET SURESİ

FUSSİLET SURESİ
3. ayette geçen “Fussilet” kelimesinden dolayı bu ismi almıştır. Fussilet kelimesi, bir şeyi açıklamak, iki şeyi birbirinden ayırmak, detaylandırmak gibi anlamlara gelen “fassale” fiilinin meçhulüdür. Söz konusu ayette Fussilet suresinin anlamı, “düşünen ve bilen bir topluluk için, ayetleri okunsun ve anlaşılsın diye Arapça olarak ayrıntılı bir şekilde açıklanan” demektir.
Bu sureye ayrıca Secde, Hâ-Mîm ve Mesâbih gibi isimler de verilmiştir. 
54 ayetten oluşan sure, Mekke’de, Mü'min suresinden sonra inmiştir inmiştir. 
Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 41., iniş sırasına göre ise 61. suredir. 
 
Bu surenin temel konuları şunlardır:
-Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından indirilmesi.
-Evrenin yaratılması.
-Âd ve Semud Kavimlerinin durumları.
-İnanmayanların dünya ve ahiretteki durumları.
-Kur’an-ı Kerim’in müdafaası.
-İnsanın bazı yaratılış özellikleri.
 
Surenin temel mesajları ise şunlardır:
-İnsanlara müjdeleyici ve uyarıcı olan Kur’an-ı Kerim Yüce Allah tarafından indirilmiş, ayetleri etraflı bir şekilde açıklanmıştır. Bu öyle bir kitaptır ki, Arapça indirilmesi insanların Allah’ın mesajını anlamalarını kolaylaştırmıştır.
-Peygamber efendimiz de bir insandır. Onun görevi Allah’tan aldığı mesajı insanlara ulaştırmaktır. Bu mesajı reddedenler, kalplerini ve idraklerini hakikate kapatmışlardır.
-Dağları, insanların rızıklarını Allah yaratmıştır.
-Başlangıçta bir duman halinde olan gökyüzünü yaratmış, sonra o gökyüzünü güzel bir şekilde düzenlemiştir. Hem gökyüzü hem de yeryüzü, yüce Allah’a “isteyerek” itaat etmiştir.
-Yüce Allah, Âd ve Semud kavimlerine peygamberler göndermiş, fakat onlar bu peygamberleri yalanlamışlardır.
- Allah insanlara kendi içlerinden, kendilerinden bir farkı olmayan, onların yakından bilip tanıdıkları kimseleri peygamber olarak göndermektedir. Allah, her kavme bu şekilde kendi içlerinden birisini göndermiş, hiçbir kavme elçi olarak melek göndermemiştir.
- Hiçbir toplum sahip olduğu maddi güç ve medeniyetle övünerek doğru yoldan ayrılmamalıdır. Sahip oldukları maddi güç nedeniyle kendilerini müstağni zanneden toplumlar çöküş sürecine girerler ve zelil olurlar.
- Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, kıyamette perişan olurlar. Kulakları, gözleri ve derileri de dahil olmak üzere tüm uzuvları kendi aleyhlerine şahitlik eder.
- Allah her şeyden haberdardır. Onun insanın yaptıklarından haberdar olmadığını zannetmek ve bundan gafil olmak büyük bir hüsrandır.
- İnsan arkadaşlarını seçmede çok dikkatli olmalıdır. Çünkü kötü arkadaşlık ortamı, insanların birbirlerini kötü yolda desteklemeleri ve yapılan yanlışlıkları görememelerine yol açmaktadır.
- İnkar edenler Allah’ın düşmanıdır ve onlar Cehennem’de ebedi kalacaklardır.
- İnsanı doğru yoldan saptıran sadece Cinler ve Şeytanlar değildir; kendi hemcinsleri de insanoğlunun sapkınlığında büyük bir pay sahibidir.
- Allah’a inanan ve doğru yolda ilerleyen insanların üzerine melekler inerler ve onlara yardımcı olurlar. İyi insanların dostları meleklerdir.
- Allah’a inanmak, Müslüman olmak ve iyi işler yapmak en büyük erdemdir.
- İyilik ile kötülük bir değildir. Kötü bir tavırla karşılaşan bir Müslüman, iyilik ile karşılık vermeye gayret etmelidir. Kötü tavırların iyilikle karşılanması, muhatabın dostluğuna ve sevgisine yol açacaktır. Kötülüğün üzerine kötülükle gidilmez.
- İnsanın aklına zaman zaman kötü düşünceler gelebilir. Bunları Şeytan’dan bilerek derhal Allah’a sığınmak gerekir.
- Allah mutlak ilim sahibidir. Külli ve cüz’i olan her şeyi bilir. Hiçbir şey onun bilgisi dışına çıkamaz. 
- İnsan hayır ve zararın Allah’tan geldiğine, onun dilemesi ve izniyle gerçekleştiğine inanmalıdır.

 
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Câsiye, 45/5 Bir Hadis "Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz." (Tirmizî, "Cum’a", 80) الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol