40- MÜ'MİN SURESİ
MÜ'MİN SURESİ
Sure bu adı, Firavun ailesinden olan mümin bir kişiden bahsedildiği için almıştır. Allâh'ın günâhları bağışlayıcı sıfatından bahseden 3. ayetteki “gâfir” kelimesinden hareketle bu sureye “Gafir” de denir. “Tavl” da bu sureye verilen adlardan biridir.
Sure 85 ayettir. Mekke’de, Zümer suresinden sonra inmiştir. 56 ve 57. ayetlerin Medine'de indiği rivayeti vardır.
Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 40., iniş tarihine göre ise 60. suredir.
Mü’min suresi, "Hâ-Mîm" diye başlayan yedi surenin ilkidir. Bu surenin de dahil olduğu “Ha-Him”le başlayan yedi sureye "Havamim" (Hamim'ler) denir. Bu surelerin okunmasını teşvik eden bazı hadisler ve sahabe sözleri nakledilmiştir. Hadislerden birinin anlamı şöyledir: "Kim, sabaha ulaştığında "Hamim el-Mü'min" suresini başından "ileyhi'l-masir"e (üçüncü ayetin sonuna) kadar ve Ayetü'l-kürsi'yi okursa, o kimse bu ikisiyle akşama kadar korunur. Kim bunları akşama erdiğinde okursa, sabaha kadar muhafaza edilir"1
Surenin temel konuları:
Mü'min suresinde ağırlıklı olarak "Allah'ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlardan, bu ayetlere karşı mücadele verenlerden söz edilmekte; genellikle Mekke putperestlerinin aristokrat tabakasından oluşan bu kesimin karakteri, genel tutumları ve amaçlarıyla görecekleri cezalar üzerinde durulmaktadır. Sure, Allah'ın rahmetinin ve ilmînin genişliği, kudretinin sınırsızlığı; ilâhî hakikatleri yalanlamaya kalkışanların cezaları ve pişmanlıkları, uhrevî yargılamanın adaletli oluşu gibi konulara dair açıklamalarla başlar. Hz. Musa ile Firavun ve onu izleyenler arasında geçen mücadeleye değinilirken Musa'nın dinine gizlice inanmış bir müminin inkarcılara yönelttiği anlamlı ve yararlı uyarılara yer verilir. Allah'tan başka ilâh bulunmadığı ve ondan başkası için yapılan ibadetlerin geçersiz olduğu, Allah'a şükretmekten yüz çevirenlerin bu yanlıştan dönmelerini sağlamak üzere onlara ilâhî nimetlerin hatırlatılması, öldükten sonra tekrar dirilmenin mümkün olduğunun kanıtlanması ve bu konuda insanların uyarılması, Allah Teâlâ'nın Resulü’nü destekleyeceğine dair vaadi surenin başlıca konularındandır. Sure, ellerinde fırsat varken gerçeği görüp Peygamber'in getirdiği açık seçik gerçekleri kabul edecekleri yerde, kendi temelsiz bilgilerine güvenerek, kibre kapılıp inkâr yolunu seçenlerin ilâhî ceza ile yüz yüze geldiklerinde inanmalarının artık kendilerine fayda vermeyeceği uyarısında bulunan açıklamalarla son bulmaktadır.2
Surenin temel mesajları:
-Allah'ın ayetleri hakkında mücadele eden inkarcıların dünyadaki yaşayışlarına aldanmamak gerekir. Zira Allah onları cezasız bırakacak değildir. Nitekim geçmişteki inkârcı kavimleri Allah cezalandırmıştır. Onların başlarına gelenlerden ibret alınmalıdır.
-Melekler, müminler için dua ederler; Allah yolunda olan müminlerin korunması ve adn cennetlerine konulması için Allah’a yalvarırlar.
-Ahirette inkarcılar pişman olacak ve cehennemden çıkarılmak için yalvaracaklar. Birbirlerini suçlayacaklar ve af dileyecekler. Fakat Allah'a ortak koştukları hatırlatılarak istekleri reddedilecektir. Zira Allah şirki asla bağışlamaz.
-Yalnızca Allah’a ibadet ve dua edilmelidir. Yüce Allah, Kendisine dua edenin duasını kabul buyurur. Ona dua ve ibadete tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme atılacaklardır.
-Rızkı veren Allah'tır. Ondan hiçbir şey gizli değildir.
- Kıyamet mutlaka gerçekleşecektir; kıyameti akıldan çıkarmamak gerekir; o gün zalimlerin dostu ve şefaatçisi olmayacaktır ve Yüce Allah, adaletle hüküm verecektir.
-Allah, kafirlerin tuzağını boşa çıkarır.
-Allah'ın ihsan ettiği nimetlere karşı nankörlük edilmemeli, onun azabından sakınılmalıdır.
-Dünya hayatı geçicidir, asıl ebedi hayat ahirettir. Orada, kötülük yapanlar cezasını bulacak,inanıp iyi işler yapanlar ise nimet dolu cennetlere konulacaktır.
-Allah, dünya ve ahirette inananlara yardım eder.
-Gökleri ve yeri yaratan Allah, insanları da yeniden diriltecektir.
-Geceyi ve gündüzü insan yaşamına göre düzenleyen Allah’ın her şeyi yaratmaya gücü yeter; dilediği her şey hemen oluverir.
-Allah'ın vaadi gerçektir; vaadini görmek için sabırlı olmak gerekir.
-Peygamberler Allah'ın izni olmadan hiçbir mucize gösteremezler.
1. Tirmizi, Fedâilü'l-Kur'an, 2; Darimi, Fedâilü'l-Kur'an, 14.
2. Hayreddin Karaman vd, Kur’an Yolu, DİB yayınları, IV/555-556.