52- TÛR SURESİ

TÛR SURESİ
Sure adını, ilk ayetinde geçen “Tûr” kelimesinden almıştır. Tûr, Hz. Musa’nın on emri almak üzere çıktığı dağın adıdır. Yüce Allah, surenin ilk ayetinde Tûr Dağı üzerine yemin ederek başlamaktadır. 
49 ayetten oluşan sure, Secde sûresinden sonra, Mülk sûresinden önce, Mekke'de inmiştir. 
Mushaftaki sıralamada 52., iniş sırasına göre ise 76. suredir.
 
Bu surenin temel konuları şunlardır:
Kıyamet hadisesi,
Cehennem azabı ve cennet nimetleri,
Cennete gidecek olanlar,
Cennettekilerin kendi aralarındaki konuşmaları,
Kur’an’ın kafirlere meydan okuması,
Erkek kız ayırımının geçersizliği,
Kafirlerin yürüttükleri mantığın eleştirisi,
Sabah uyanınca yapılacak dua.
 
Surenin temel mesajları şunlardır:
-Kıyamet vakti geldiğinde gökyüzü sallanıp çalkalanmaya başlar ve dağlar yıkılıp toz olur.
-Kıyameti ve ahireti yalanlayanlar, o gün gerçeği anlarlar. Fakat iş işten geçmiştir. Yalandıkları cehenneme atılırlar. Ogün hiçbir şey onlara fayda vermez; kimseden yardım göremezler.
- İnananlar cennetlerde çeşitli nimetler içerisinde olurlar. 
- Huriler ve gılmanlar, cennet nimetleri arasında yer almaktadır.
- Meyveler, etler, türlü içecekler cennet nimetlerindendir. Orada sarhoş olmak yoktur.
- Cennete giren müminler, eğer kendi soylarından gelen çocukları ve torunları ile eşleri de inanan ve cennetlik olan kimseler iseler, cennette beraber olacaklardır. Bu ayetler, dünyada geniş veya dar aile şeklinde yaşayan, hatta en geniş anlamda akrabalık bağlarıyla bağlı olan insanların, iman etmek ve güzel amellerde bulunmak kaydıyla, ahirette de birlikte ebedi yaşam süreceklerini açıkça belirtmektedir.
- Cennete giren insanların, birbirleriyle dünya hayatı hakkında konuşacakları, dünyadaki geçmişleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunacakları anlaşılmaktadır. 
- Kafirler peygamberimizi şair olmakla suçlamışlardı. Bunun sebebi, Kur’an-ı Kerim’in şiir olmamakla beraber, şiir üslubuyla ve akıcı bir edebi şaheser olarak gelmesiydi.
- Yüce Allah, Kur’an’ı beşer kelamı olarak niteleyenlere meydan okuyarak, onun benzerini getirmeye davet etmekte, meydan okumaktadır.
- Hz. Peygamberin görevi insanları uyarmak ve öğüt vermektir. İnsanlar onun öğütlerine uyarak kurtuluşa ulaşabilirler.
- Bu surede, kafirlerin peygamberimizi yalanlarken ileri sürdükleri görüşler ve dayandıkları deliller şu şekilde eleştirilmektedir: Kafirler akıllarını çalıştırmadan, hissiyatlarıyla bunu reddetmektedirler. Gökleri ve yeri kim yaratabilir? Onlar, rablerinin hazinelerine sahip olmadıkları gibi, göklere uzanıp bilgi edinebilme imkanlarına sahip değillerdir. Peygamber onlardan bir ücret istemediği halde inanmaya yanaşmıyorlar.
- İnsan, Allah’ın hükmüne sabretmelidir.  
- İnsan, sabah uyandığı zaman Allah’a hamdetmeli; gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra  da onu tesbih etmelidir.

 
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Câsiye, 45/5 Bir Hadis "Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz." (Tirmizî, "Cum’a", 80) الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol