2- BAKARA SURESİ

BAKARA SURESİ
Bakara, inek demektir. Sure bu adını, 67-71. ayetlerde bahsedilen “bakara” kelimesinden alır. Bu ayetler, bir sığır boğazlamaları emredilen Yahudilerin bu emir karşısındaki tutumlarını konu almaktadır.  İçinde Ayetü'l-kürsi bulunduğu için sure “Suretü'l-Kürsi” diye de anılır.
Bakara, Hicretten sonra Medine döneminde ilk nazil olan suredir. Ancak surenin 281. ayeti Veda Haccında Mekke'de inmiştir. 286 ayetten oluşan sure, Kur'an'ın en uzun suresidir. 
Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 2., nüzul tarihine göre ise 92. suredir. 
Ayetü'l-kürsi ve Amenerrasulü gibi bazı bölümlerinden dolayı bu surenin önemi ve fazileti hakkında birçok hadis nakledilmiştir. Bu hadislerin bazıla­rında Peygamberimiz, Bakara suresini öğrenmenin bereket, terk etmenin ise pişmanlık ve ziyan olduğunu (1) bil­dirmiş ve "Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz (Kur'an okuyunuz). Şüphesiz, içinde Baka­ra suresi okunan evden şeytan kaçar” (2) buyurmuştur. 
Kur’an’ın en uzun suresi olan Bakara, bir bakıma Kur’an’ın ayrıntılı özeti durumundadır. Kur’an’ın 1/12’sini Bakara suresi oluşturur.
 
Surenin temel konuları:
Bu surede; iman, ibadet, ahlak ve muamelatla ilgili pek çok hüküm bulun­maktadır. Surenin temel konuları şu şekilde özetlenebilir:
Kur'an'ın eşsizliği,
Yüce Allah'a inanıp ona kulluk etmenin önemi ve lüzumu,
Mümin, kafir ve münafıkların özellikleri,
Hz. Adem'in yaratılışı, meleklerin ve İblis'in Hz. Adem’in yaratılışına tepkileri,
İsrailoğullarının ibret dolu hikayeleri,
İman esasları,
Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin durumu,
Dinin ve pey­gamberlerin kaynağı,
Hz. Pey­gambere bağlılığın önemi,
Cihadın fazile­ti,
Emir ve nehiy konuları,
Hukuki hükümler: kısas, vasiyet, oruç, namaz, hac, umre, içki, kumar, sadaka, yemin, evlenme, boşanma, emzirme, nafaka, faiz, alış veriş ve borç alıp verme ile ilgili hükümler.
 
Surenin temel mesajları: 
-Kur'an'ı kendine rehber edinen, gayba, ahirete ve diğer ilahî kitaplara inanan, namazı kılan, Allah yolunda harcamada bulunan müttaki mü­minlerdir kurtulmuştur.
-İnkarcı kafirlerin gerçeğe kulakları tıkanmıştır. Onlar asla hakikati görmez ve anlamazlar. Onlara büyük azap vardır.
-İnan­madığı halde inanmış gibi görünen, mü­minleri aldatmaya ve alaya almaya çalı­şan, bozguncu, anlayışsız ve doğru yol­dan sapmış kimseler münafıktırlar. Bunlar da gerçeği duymayan, söylemeyen, görmeyen şaşkınlardır. Onlara da acı bir azap vardır. Münafıkların tatlı ve güzel sözlerine aldanılmamalıdır. 
-Kur'an, Allah kelamı en büyük mu­cizedir; onun bir suresinin benzerini dahi meydana getirmek mümkün değildir. Kur'an'ı sadece sapkınlar kabule ya­naşmaz
-Yüce Allah, ibret almaları ve anlamaları için Kur'­an'da insanlara birçok misaller verir; gerektiğinde sivrisineği bile örnek gösterir.
-Hz. Adem'in yaratılışı, o ve eşinin cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderilmeleri insanın evrendeki yeri ve misyonu açısından dü­şündürücüdür.
-Kendilerine pek çok nimetler verilmiş olan İsrailoğulları sık sık Allah’a ve peygamberlerine isyan etmiş bir topluluktur. İsyanları yüzünden Allah onları cezalandırmıştır. Onların durumlarından ibret almak gerekir.
-Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kafirler uzun yaşamak isterler. Ömürlerinin uzatılması onları azaptan kurtarmaz.
-Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ve Mikail'e düşman olan kafirlerin Allah da düşmanıdır.
-Müslümanlar, Hz. Peygamber'e karşı nazik, saygılı ve edepli olmalıdırlar.
-Ehl-i kitap ve müşrikler, Müslümanla­rın iyiliğini istemezler. Buna kar­şı dikkatli olmak, iman ve ibadetten ayrıl­mamak gerekir.
-Allah'ın mescitlerinde ibadet edilmesini engelleyen ve bunların harap olmasına çalışanlar zalimdirler; bunlara fırsat verilmemelidir.
-Allah, Hıristiyanların ve müşriklerin iddia ettikleri gibi çocuk edinmemiştir. Zira evren­deki her şey onundur. O, dilediğini yapma gücüne sahiptir.
-İnkarcıların tutumları tarih boyunca hep aynı olmuştur; onlar birbirlerine benzerler.
-Peygamber sadece bir uyarıcıdır. O, cehennemlik inkârcılardan sorumlu değildir.
-Yahudi ve Hıristiyanlar, kendilerine uymadıkları müddetçe Müslümanlardan hoşnut ol­mazlar.
-Ahirette kimse kimseye yardım ede­meyecek, orada hiçbir mazeret ve fidye kabul edilmeyecektir.
-Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'in inşa ettiği Kabe, Yüce Allah tarafından inananlara sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri kılınmıştır; Müs­lümanların değişmez kıblesi de Kabe’dir.
-Allah katında gerçek din İslam’dır. Hz. İbrahim ve onun soyundan gelen İsmail, İshak ve Yakup da birer Müslüman’dır. Onlar, Yahudilerin ve Hıristiyanların iddia ettikleri gibi Yahudi veya Hıristiyan değildirler.
-Ehl-i kitap, Hz, Muhammed'in gerçek peygamber olduğunu çok iyi bilir, fakat bazıları bunu bile bile gizler.
-Müminler, sabrederek ve namaz kılarak Al­lah'tan yardım istemelidirler. 
-Allah yolunda öldürülenler ölü değil, şehittir.
-Yüce Allah, inananları zaman zaman korku, açlık, ölüm, mal ve ürün kaybı gibi bir takım acı ve felaketlerle imtihan eder. Müminler bunun bilincinde olarak sabretmelidirler. Sabredenler ilahî rahmet ve mağfireti ka­zanacaklardır.
-Allah'ın buy­ruklarını kimsenin gizleme yetkisi yoktur. Çıkar ve benzeri herhangi bir nedenle bunu yapanlar ebediyen lanetlenmiştir. Onlar, ha­fiflemeyen sürekli azap içinde kalacak­lardır.
-Evrenin yaratılışında, bir takım tabiat olaylarında aklını kullananlar için Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren deliller vardır, Allah'a ortak koşmaktan, ondan başka dostlar edinmekten kaçınmak gerekir.
-Hayati tehlike hariç, leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanların etini yemek haramdır. Kişi, helal ve temiz şeyleri yemeli, şeytanın yolundan uzak durmalıdır.
-İslam'a uymayan batıl gelenek ve gö­renekler kesinlikle terk edilmelidir.
-Allah'a, ahi­rete, meleklere, Kur'an'a ve peygambere inanmak, sevdiği malından ihtiyaç sahiple­rine vermek, namaz kılmak, zekat vermek, antlaşmaya sadık kalmak ve her zaman sabırlı olmak, müminin özellikleridir. Doğru yolda bulunmanın ve muttaki olmanın gerekleri bunlardır. Bu özellikleri taşıyan ve doğru yol üzere olan muttakilerin ahiretteki yurdu cennettir.
-Kısas farzdır. 
-Meşru vasiyete uymak gerekir. 
-Ramazan ayında oruç tutmak Allah'ın emridir.
-Hırsızlık, gasp, kumar gibi meşru ol­mayan yollardan para kazanarak başka­sının hakkını üzerine geçirmek ve rüşvet haramdır. 
-Hoşa gitmese de, savaş farzdır. Savaştan kaçınarak ölümden kurtulmak mümkün değildir.
Müslümanlar, kendileriyle savaşan­lara karşı savaşmalı, onlara misliyle mukabele etmeli ve savaş için gerekli harcamaları yaparak savaşa en iyi şekilde hazır olmalıdırlar. 
-İmkanı olanlar için hac görevi fardır.
-Mümin, hem dünya ve hem de ahiret güzelliğini is­temelidir.
-İçki ve kumar haramdır. 
-Allah rızası için yoksullara sadaka verilmeli, yetimlerin hakları korunmalıdır.
-Bir Müslümanın bir müşrikle evlenme­si caiz değildir.
-Adet halindeki bir kadınla cinsel ilişkide bulunmak yasaktır.
-Gelişigüzel, sık sık yemin etmekten sakı­nılmalıdır. İyi ve güzel bir işi yapma­mak için yemin edilmemelidir. Edilen yemin bozulmalı ve kefareti verilmelidir.
-Boşama, kısa süreli ayrılığa karar verme, çocuğun emzirilmesi ve erkeğin nafa­ka yükümlülüğü belirli kurallara bağlıdır. Bu ku­rallara titizlikle uyulmalıdır.
-Her ne şartta olursa olsun namaz terk edilmemeli, mutlaka kılınmalıdır.
-Allah, gönderdiği elçilerinin her birine bir takım meziyetler ve mucizeler ver­miştir. O, Hz. İsa'ya da mucizeler vermiş ve onu Ruhu’l-kudüs’le desteklemiştir.
-Dinde zorlama yoktur, kimse Müslüman olmaya zorlanamaz. 
-Allah yolunda mallarını harcayanlara Allah kat kat fazlasını verir. Allah'ın lütfu geniştir.
-O her şeyi bilir. Yapılan iyiliğin, gösteriş için değil, Allah rızası için yapılması ve başa kakılmaması gerekir. Hayır amacıyla yapılan harcamalarda gü­zel ve iyi şeyler verilmelidir. İffetinden dolayı isteyemeyen yoksullara dikkat edilmeli, özellikle onlara yardım edilmelidir. Yardım, haysiyet kırıcı olmamak şartıyla, gizli olduğu kadar açıktan da yapılabilir.
-Faizin her türlüsü haram kılınmıştır. Tefecilik yapanlar Allah'a ve Elçisine savaş açmış sayılırlar ve şiddetle cezalandırılmayı ha­k ederler. 
-Alacaklı borçluya kolaylık göster­melidir. Gerektiğinde alacağından vaz­geçmelidir. Böyle davrananlar Allah karşılığını verir. Borçların kayda geçirilmesi ve delillendirilmesi gerekir. 
-Sonuç olarak, her şey Allah'a aittir. 0, gizli açık her şeyi bilir ve bir gün herkes hesaba çekilecektir. Allah, kimseyi gücünün üstünde bir davranışla yükümlü tutmaz; herkes iyi ya da kötü ne yaparsa kendisi için yapmış olur. 
-------------------------------------
1. Müslim, Salâtü'l-müsâfirîn, 42; Tirmizi, Fedâilü'-Kur'an, 4.
 

 
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Câsiye, 45/5 Bir Hadis "Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz." (Tirmizî, "Cum’a", 80) الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol